İZ BIRAKANLAR

YİRİK BEKİR (BEKİR SITKI TURAN)

Bir defasında hoca teravih namazını yavaş kıldırınca namaz arasında “hoca nalını yersin haa tetik ol!” diye çıkıştı.

Bekir Turan ilçemizin en renkli simasıdır. Bütün daire amirleri, başkan, hakim, hekim, kaymakam, vali, Ankara’da ki bir çok bürokrat onun muhabbetinde bulunmuştur. O zamanlar asma altı büfesinde muhabbete gelenler kim olursa olsun maden suyu kasalarında otururlardı. Bekir Turan maden suyu ana bayisi idi. Asma altı büfesinde ana şerbeti yapılırdı. Sabah namazından sonra sıcak süt mutlaka bulunurdu. Sütü getiren kişiye dün “sütün bozuk çıktı” diye takılırdı.

Bekir Turan iş gören kişi idi. Akşam evine giderken mutlaka emniyete uğrar nezarette kim var, niye geldi öğrenir. Eğer çıkması gerekiyorsa kefil olur, o kişiyi evine gönderirdi.

Bankadan kredi çekecek kişi zorlanıyorsa, bankaya gider işi bitirirdi. Bir keresinde inek kredi alan bir şahıs, inekleri alır, ama krediyi alamaz. Bekir Turan’a gelir; “Abi hayvan kredisi için müracaat ettim, inekleri aldım. Parasını ödeyeceğim, krediyi alamıyorum.” der. Bekir Turan, o şahsa “inekleri bankanın önüne getir, bende geliyorum.” der. Ve inekler bankanın önüne gelir. Bekir Turan da gelir. Bekir Turan, banka müdürüne; “ … len …. Kodumun, bunlar ne, inek değil mi? İnek değil de ne? Niye adamın işini bitirmiyorsun. Evrakların tamam değil mi? Babanın parasını mı veriyorsun?” der. Bağırarak banka müdürü, “valla tamam Bekir abi, parasını alacak tamam, tamam” diye özür diler, kredi hemen orada verilir.

Ailesinde geçimsizliği olan kişileri barıştırırdı. Birçok kişiye bu hususta yardımcı olmuştur. Birinin eşi küs gitmiştir. İş boşanmaya kadar varır. Fakat olan pek boşanma taraftarı değildir. İş, Bekir Turan’a intikal eder. Yirik Bekir, oğlan eviyle beraber, kız evine gider. Kız konuşur, oğlan konuşur, oğlan evi konuşur, kızın babası konuşur. Her şey iyi giderken kızın anası inatçılık eder. Bekir Turan, Altan alır olmaz, üstten alır olmaz, kızın anası barışmaya bir türlü yanaşmaz. Kızının gitmesini de istemez. Bekir Turan bakar, efendilik iş yapmıyor, “sus goduğumun karısı, kız razı, oğlan razı, oğlan evi razı, beyin razı, cadalozluğun yeri değil, sen sus.” der ve kıza; “hadi kızım senin yerin beyinin yanı, küs de olsanız barışıkta olsanız, aynı yastığa baş koyun.” diyerek nasihatle evden birlikte ayrılırlar.

Bekir Turan fakir bası idi. Sağ eliyle verdiği hayrı sol eline bile hissettirmezdi. Yeşil, taze nohutu çok sevdiği gibi, sigarayı da çok severdi. Genelde uzun Maltepe içerdi.

Yirik Bekir, eve bir hizmet için zorluyu gönderir. Der ki; “Zorlu, yengene bek fazla bakma tamam mı?” der. Zorlu sinirlenir, eli ayağı titrer: “Valla abi bakmıyorum. Eve girerken yere bakıyorum. Kafamı kaldırmıyorum.” der. Bekir Turan, “Eh, madem az bak.” deyince, Zorlu iyice kızarır.

Bekir Turan’ı yeni gelmiş bir doklarla tanıştırırlar. Doktor da muzip birisidir. Birkaç kez geldikten sonra, Bekir Turan’ın dudağına elini uzatır. Bekir Amca huylanır ve “ne oluyoruz” diye sorunca, doktor;

- Bir ara uğrayın da dudağınızı dikeyim, der. Bekir Turan,

- Len git … godumun …. sen git karının …. dik , der.
Doktor bozulur. Yirik Bekir’i tanıtmışlardır ama bu kadar sert cevap vereceğini doktor tahmin etmemiştir.

Bekir Sıtkı Turan, 1937 doğumlu, çocukluğu, gençliği ve son devri hep maceralı bir hayatın sahibidir. Onu böyle yazmak zorunda kaldık. Hatta yazamadık. Onun hayatı, onunla, yaşayanlarla yaşanır. Yazılmaz yaşanır denir ya.

Bekir Sıtkı Turan ve avenesinin şakalarını şimdi birileri ne yapılacak, olay adliyelik olur, inanınız kan çıkar, denir ya, işte öyle…

Komşuları ondan memnundu. Ama yeri dolmadı. Yaptıkları hep şakalarda kaldı. Gerçekte, şakalarını yeri yoktu. Hayatta kalan bazı dostlarıyla muhabbetimizde hepsinin gözü doldu. 13.10.1986 tarihinde vefat etti. Ruhun şad olsun, Bekir Sıtkı Turan. Kabrin cennet olsun.

[Yayın Tarihi: 11 Şubat 2008]

Hazırlayan: Ali ÖZESKİ

Bu yazı 08.10.2009 tarihinden itibaren 752 defa okunmuştur.



Önceki Yazı  <    |LİSTEYE DÖN|   >  Sonraki Yazı

www.sandikli.com